Desen

Desen

Desen, herhangi bir nesnenin, konunun, bir düşüncenin ve kavramın renk kaygısı olmadan, çizgisel anlatımla betimlenmesi eylemidir. Desen kısaca; çizgi ile ya da lekesel bir anlatımdır. Aynı zamanda da desen; başlı başına bir sanat eseri olabilecek bir anlatım dilidir. 

Deseni çizen kişinin; gözlemleri, algıları, duygusu, sezgileri ve karar verme öğeleri desene yansır.  Bundan dolayı desen, sanatçının imzası gibi, el yazısı gibi kişilik özelliklerini yansıtır.

Desen; göz, beyin ve el birlikteliğini kullanarak, çizgisel ifadeyi en kısa biçimde uygulama yoludur.

Desen her türlü çizim yapabilen araçla yapılabilir. Bunun için özel bir takım hazırlığa gerek yoktur. En basit çizim aracı olan kurşunkalemler (grafit), tükenmez kalemler ve her çeşit mürekkepli kalemler, kömür kalemler, renkli kuru boyalar kullanılabilir.

Sanat tarihi incelendiğinde görülür ki, birçok sanatçı araştırma, inceleme, izlenim, kroki, taslak, eskiz ve betimlemelerde hep desen çizmeyi bir alışkanlık haline getirmişlerdir.

Desen eğitimi sadece görsel sanat eğitimi alanlar için gerekli değildir. Desen eğitimi, bireyin matematiksel ve mantıksal düşünme kapasitesine, görsel ve yaratıcı düşünme yetisini de katmada çok önemli bir yere sahiptir. Desen eğitimi; görsel düşünme, estetik okuryazarlık disiplini kazandırır. Desen eğitimi, aynı zamanda üç boyutlu, özgün, özgür düşünme, deneme ve üretme kapasitelerinin de geliştirilmesi açısından önemlidir. 

Desen, formu (biçim, şekil) görme yöntemidir. Desen doğrudan renkle değil çizgiyle ilişkilidir.

Desen Çeşitleri: 

1-      Çizgi (Henri Matisse, Paul Klee)

2-      Ton / Leke (Rembrandt Harmenszoon van Rijn)

3-      Çizgi + Ton (Avni Lifij) (Ton: Işık ve gölge ile ifade etmek)

Desen resim sanatının temelidir. Renkler, ışık ve gölgeler, tablonun genel yapısı, kompozisyonu bu temel üstüne kuruludur. İyi desen çizebilmek, desenin işlevinde yer alan çizgi, hareket, denge, hacim, oran, form (şekil, biçim), ritm, kompozisyon, perspektif, ışık ve renk kavramlarının öğrenilmesiyle sağlanabilir. Desen çizerken; görmek çok önemlidir. Görmek, çizimden önce gelir. Görmek; ilk önce, ana hatlarını algılamak ve çizimde ise bunu gösterebilmek, daha sonra da detayları fark edip, ayrıntıyı hissetmektir. Ayrıntıya geçerken bütün ile parça ilişkisi kurulmalıdır. Yüzeyin hareketinden hacim kavramı doğar. Eni, boyu, yüksekliği olan her varlığın hacim kavramı vardır.

Güzel desen çizmek için, yaygın inanca göre; çok çalışmak gerek... Halbuki güzel ve başarılı desen çizmek için; çok çalışmak yok, etkin çalışmaya ihtiyaç vardır. Etkin çalışmak; başta sabır, dikkat, farkındalık, hissetme, önemseme, görme, araç gerecin temiz ve titiz kullanımı ve nihayetinde sonuçlandırma... Güzel desen çiziminde, etkin çalışmanın tekrarı ise; bilgi ve becerinin pekişmesini sağlar...

Desende Başlangıç

Herkes bilir ki insanlar bir şeyleri öğrenirken en temel noktadan başlamak zorundadır.
Desen nasıl çizilmeli? Bir desen çizilirken nelere dikkat edilmeli? Desen çizmeye nereden başlamalıyım? Bunun gibi bir sürü soru sorulabilir. Bu soruların neresinden başlanmalı?
Hepimiz biliriz ki yazı, dünya tarihinde bulunmuş en büyük keşiflerden sadece biridir. Onun sayesinde duygularımızı, üzüntülerimizi, kederlerimizi, aşkımızı, sorunlarımızı ve isteklerimizi anlatırız ve paylaşırız. Her yetişkin için yazmak kolay bir işlemdir. Peki, yazı yazmaya ilk başladığınız dönemleri hatırlıyor musunuz? Kaç defter harcadığınızı hatırlıyor musunuz? Ya da yazarken kaç defa kalemin ucunu kırdığınızı? Kalemi tutabilmek için acı çekiğiniz dönemleri? Hepsi geçmişte kalsa da, hatırlanması zor olsa da ilkyazı yazmaya başladığınız dönem her zaman için en zor dönem olmuştur.
Konuyu biraz daha açalım. İlk öğrendiğiniz şey dik çizgi çizmekti. Sayfalar dolusu dik çizgi çizmek. Sonra yatay çizgiler ve diğerleri. Öğretmen bıkmadan usanmadan haftalarca bunları deftere çizdirip durur. Çizgi alıştırmaları yapıldıktan sonra en zor bölüme geçilir harfleri öğrenmek? Her harf tek tek deftere sayfalarca yazılır en iyi şekilde yazana kadar. Bir yandan da her harf sesli sesli sınıfça söylenir. Harfler kelimeleri yazmaya, kelimeler cümlelere dönüşür. Bir de bakmışsınız. Okuma bayramı gelmiş. Artık çocuklar yazıyor ve okuyor.

Yazı yazmayı öğrenmek ne kadar zorlu bir süreç ise desen çizmek ve onu tam anlamıyla kavramak da zorlu bir süreçtir. Bunun için gerekli olan adımları sırasıyla anlatalım. Öncelikle gerekli olan malzemeler nelerdir ve bunları nerelerden bulabilirsiniz?

Gerekli olan Malzemeler Nelerdir?

Kâğıt

Desen çizerken kullanılan kâğıtların kalitesi hiç de önemli değildir. Her türlü kâğıt kullanılabilinir. Tavsiye olarak 2. sınıf hamur kâğıtlar bulabilirseniz iyi olur. Sebebi; bu tür kâğıtlar genellikle kiloyla satılır. Bir kaç kiloya gerçekten çok çok fazla kâğıt girer. Parasal açıdan da ucuzdur. 2. sınıf kâğıtları toptan kâğıt satan yerlerde bulabilirsiniz. Yalnız 2. sınıf hamur kâğıtları piyasada kasap kâğıdı ya da paket kâğıdı diye bilinen kâğıt türleri ile karıştırmayınız. Kasap kâğıdı her iki tarafı da parlaktır. Paket kâğıtları mat renktir ancak çok sert bir malzemedir. İkinci sınıf hamur kâğıtlar yumuşak ve silinmesi kolay malzemedir. Rengi ise sarımtıraktır.

Resim Kalemi

Desen çiziminde kullanılacak kalemler tamamen kişinin tercihine kalmış bir durumdur. İsterseniz standart bir resim kalemi ya da füzen kalemi kullanabilirsiniz. Burada dikkat edilmesi gereken tek nokta yumuşak değerdeki kalemleri kullanmalısınız. Desen çizerken uçlu kalemler kesinlikle kullanılmamalıdır. Uçlu kalemlerde istenilen çizgi değerleri genellikle sabit olacağı için estetik açıdan da hoş bir görüntü oluşmaz. Resim kalemleri ve füzenler artık birçok kırtasiyede satılmaktadır. İnternetten de sipariş verebileceğiniz birçok site bulunmaktadır.

Silgi

Silgi alırken yumuşak olmasına dikkat edilmelidir. Ancak desen çizimlerinde silgi çok çok az kullanılmalıdır. Silgi çok kullanıldığında desen çizerken oluşan çizgi değerlerine müdahale edileceği için çalışma estetik açıdan da iyi gözükmeyecektir. Mümkünse çok büyük hatalarda kullanılmalıdır. Silgileri kırtasiyelerden ve markalı olanlardan almanız tavsiye olunur.

Şövale

Şövale konusunda piyasada çok çok değişik türler bulunmaktadır. Size en uygun olanı seçmenizde fayda var. Piyasada bulunan şövale çeşitleri iki türlüdür. Masa üstünde kullanılan şövale ve atölye tipi şövaledir. Piyasada bulunan şövale türleri özellik olarak birbirinin aynısı olsa da tasarım açısından birçok türü mevcuttur. Bu nedenle şövaleyi deneyerek satın almanızda fayda var. Alacağınız şövalenin önüne bir sandalye alarak oturunuz. Şövalyenin ayar kısımlarını alçaltıp yükselterek kullanımı rahat mı değil mi kontrol ediniz. Eğer memnun kalırsanız şövaleyi satın alın. Peki desen çalışması yaparken şövale gerekli mi? Kesinlikle kullanılması gerekmektedir.

Altlık

Şövale kullanırken resim kâğıdının düz bir zeminde durabilmesi için gerekli olan malzemedir. Altlık olarak ağır bir malzeme kullanılmasına gerek yoktur. Bunun için piyasada bulunduğunuz şehrin sanayisinde ağaç işleri ile uğraşan bölümlerden kontrplak ya da ince suntalam satın alabilirsiniz. Ölçü olarak 50 x 70 ebadı uygundur. İsterseniz daha büyüğünü de alabilirsiniz. Bu tamamıyla sizin kullanacağınız kâğıt boyutuna bağlıdır.

Kıskaç

Kıskaç, kontrplak üzerindeki kâğıdı tutturmak için kullanılan malzemedir. Kıskaç alırken dar ağzı olanları değil geniş ağızlı olanlar seçilmeli. Geniş ağızlı kıskaçlar kâğıdın kolayca kaymasını engeller. Bu malzeme genellikle sanat malzemesi satan kırtasiyelerde bulunabilir. İnternetten sipariş verilebilirsiniz.

Çizgi ve Tonlamalar

Kâğıt, resim kalemi, silgi, şövale, altlık, kıskaç gibi malzemeleri temin ettikten sonra resim kâğıdını altlığa kıskaçla tutturun. Ardından şövaleye yerleştirin. Şövaleyi dik konuma yakın bir mesafeye kadar açısını ayarlayın ve sabitleyin. Tabure ya da sandalyenizi alın ve çalışmanın karşısına dik olarak oturun. Yönünüz şövaleye tam olarak dönük olmalı. Sağa ya da sola hafifçe dönük oturmayınız. Sağa ya da sola yatık olarak çalışıldığında desen çiziminin sonucu hep yanlış olur. Kalem olarak elinize 2B ya da 3B alın. Oturma biçiminizi ayarladıktan sonra ilk çalışmaya geçebiliriz. İlk yapılması gereken yukarıdan aşağı ve aşağıdan yukarıya doğru çizgi çizmek ve her çizgiyi tonlama değerlerine göre açık, orta ve koyu değerde yapmak. Çizilen çizgiler 15 cm’den uzun olmasın. Bu çizgi türünü ve tonlamaları kaç kez yapılmalıdır? Günde 10 kâğıdı arkalı önlü bitirmek şartıyla 10 gün boyunca çalışılmalıdır.

Çizgi Çalışması Yapalım

Bu çizgi çalışmasını yaparken özellikle bileklerinizin ağrıması normaldir. Yorulduğunuzu hissettiğinizde dinlenmeyi ihmal etmeyin. Açık- orta-koyu değerler ile yukarıdan aşağı ve aşağıdan yukarı çizgi çizmemizdeki amaç nedir? Birinci amacımız el, kol ve beyin arasındaki koordinasyonu sağlamak. İkinci amacımız bilinçli çizgi çizme yöntemini beynimize öğretmek. Üçüncü amacımız kalemi kâğıda bastırırken kolun ve parmakların uyguladığı basıncı dengede tutmak. Dördüncü amacımız kararlı çizgi çizmeyi öğrenmektir. Bu çalışmayı ne kadar uzun tutarsanız doğru ve düz çizgiler çizme olasılığınız hep yüksek olur. Peki dik çizgileriniz eğri olursa ne olur? Önemli değil. Hemen silgiye gitmesin eliniz. Bir çizgi ne kadar eğri olursa olsun yanına daha doğrusunu çizerek devam ediniz. Silgiyi ancak çok büyük yanlışlarda kullanınız.

Dikey Çizgiler

Birinci aşama yeteri kadar yapıldıktan sonra tekrar dikey çizgilerle ilgili alıştırma yapılacaktır. Bu çalışma iki aşamalı olacaktır. Birinci aşama 15 cm’den uzun olmamak şartıyla yukarıdan aşağı kısa çizgiler. İkinci aşama ise kâğıdın en üstünden en altına doğru inen uzun çizgiler. Kısa çizgileri birinci aşamada yapmış olduğunuz için zorlanmazsınız. İkinci aşama olan uzun çizgiler sizi biraz olsun zorlayacaktır. Bu çalışmada açık-koyu ve orta değerler uygulanmayacaktır. Sabit bir tonda çalışabilirsiniz. Bu bölümdeki amacımız; bilek hareketi ile kol hareketi arasındaki farkları hissetmektir. Kısa çizgilerde genellikle bilekten gelen hareketlerle çalışırız. Uzun çizgilerde ise bilek ve koldan gelen hareket ile çalışırız. İkisi arasındaki farkı ancak çalıştığınızda anlayabilirsiniz. Ayrıca uzun çizgileri çizerken çizgileriniz eğri olabilir, yanına daha doğrusunu çizmeye çalışın. Tavsiye olarak bu çalışmayı iki hafta süreyle yapmanız lazım.

Yatay Çizgiler

Dikey çizgiler bitirildikten sonra yatay çizgi alıştırmalarına geçilecektir. Yatay çizgi alıştırmaları dikey çizimlere göre en zor olanıdır. Bu aşama zor olsa da sabırlı olursanız bu bölümü de rahatlıkla yapabilirsiniz. Yatay çizgi alıştırmalarını iki aşamada yapınız. Birinci aşamada 15 cm geçmeyecek şekilde kısa çizgiler çizin. İkinci aşamada kâğıdı yatayda baştanbaşa kaplayan uzun çizgiler çizin. Çizgileriniz ilk etapta eğri olacaktır. Bundan dolayı endişe duymayın. Altına daha düz yatay bir çizgi çizmeye çalışın. Bu çalışmada açık-koyu ve orta değerler uygulanmayacaktır. Sabit bir tonda çalışabilirsiniz. Bu bölümdeki amacımız ikinci aşamada olduğu gibi bilek ve kol hareketleri arasındaki farkları algılayabilmektir. Tavsiye olarak bu çalışmayı da iki hafta süreyle yapmanız lazım.

Resimde Oran

Bir cismin eni ile boyu arasındaki farka oran denir. İnsan resmi yaparken vücut parçalarının birbirine olan oranına dikkat edilmelidir. İnsan resminde baş birim olarak alınır. Diğer vücut parçaları bu birime göre değerlendirilir. Resim çalışmalarında baş birim olarak kabul edilir ve yetişkin insanda baş vücudun yedide biri (ya da sekizde biri) kadardır. Erkekte omuz genişliği, baş genişliğinin iki buçuk katı, kadında iki katıdır. Elin uzunluğu yüzün uzunluğu kadardır. İki elin büyüklüğü de yüzün büyüklüğünü verir. Ayak büyüklüğü ise baş uzunluğu kadardır. Her iki kolun yanlara uzanmış hali o kişinin boyu ile aynı ölçüdedir. Omuzdan dirseğe, dirsekten bileğe kadar olan uzunluk birbirine eşittir. Aynı şekilde kalçadan dize, dizden ayak bileğine kadar olan mesafeler de birbirine eşittir. Eller aşağıya doğru uzatıldığında parmak uçları diz ile kalça arasında tam ortaya gelir.

 

Baş Ölçülerinde Oran

Gözler başın tam ortasında yer alır. İki göz arası bir göz uzunluğu kadardır. Karşıdan bakıldığında göz ile kulak arası, bir göz genişliğine eşittir. Alın, burun, burunla çene arası aynı uzunluktadır. Kulak, burun hizasında ve burun büyüklüğündedir. Ağzın genişliği iki göz bebeği arası kadardır. Ağız, burunla çene arasındaki uzunluk üç parçaya bölündüğünde burundan itibaren ilk parçanın bittiği yerdedir. Bazı değişik yönlerden görünüşü bu ölçüleri değiştirir.


Desenin Tarihi

Tarihöncesi insanları, sert kayaların veya cilâlanmış kemiklerin üzerine çakmaktaşı ile veya kil üzerine parmaklarıyla desen çizerlerdi. Mısırlılar ve Doğulular bir ağaççığın yapraklarından, papirüsten veya balmumu levhalardan yararlandılar. Parşömen, Ortaçağ’da çıktı. Anavatanı Çin olan kâğıda gelince, Avrupa’ya XIV. yy.da sokuldu. Nihayet, kumaşlar (tuval, ipek) üzerine de desen yapılabilir hale geldi.

Tüy ve Kalem

Tüy, desen çizmede, Miladın başlangıcından itibaren kullanılıyordu: Yavaş yavaş, Romalıların kullandığı kamış sapının yerini aldı. Çoğu zaman kaz tüyü kullanılırdı ama horoz, karga veya kuğu tüyü de iş görürdü. Sonradan bunların yerini, madeni (altın, bronz, gümüş), daha sonra da XIX. yy.dan itibaren çelik tüyler aldı.

Günümüzde mürekkeple desen yapılıyor ve mürekkeplerin pek çok çeşidi var: Mazı sakızı (zamanla kahverengiye dönüşen siyah), çini mürekkebi (sabit siyah), renkli mürekkepler (barut rengi, kırmızı, yeşil v.b.). Tüy, bir desende, gölgeleri ve biçimi belirtmek için incecik çizgilerin gerektiği bir çizime imkân sağlar: Van Gogh’un kullandığı teknik budur.

Fırçayla desen yüzyıllardır yapılagelmektedir. Fırça, hayvan tüylerinden (samur) yapılır. XVII. yy.dan itibaren fırça yapmakta porsuk, kokarca, zerdava, hatta köpek ve oğlak tüyleri bile kullanılmaya başladı. Biraz suyla karıştırılınca, fırçayla sürülen mürekkep, tek renkli bir tür suluboya olan ve bazen tüyle daha belirgin duruma getirilen yalama yöntemli resmi meydana getirir. Fırçayla desen Uzakdoğu’da yüzyıllardır uygulanan bir yöntemdir. Çinliler ve Japonlar, özellikle kenar çizgilerini ve çok stilize edilmiş, saf, yassı görünüşlü düz çizgileri böyle çizerlerdi. Batı’da ise fırça, hacimler, perspektifler, biçimler üzerine ışık oyunları vermek için kullanılmaya başladı. Leonardo da Vinci, sonra da Rembrandt böylelikle başeserler yarattılar.

Ortaçağ’ın sonuna kadar, desencilerin ellerindeki kurşun kalemlerin ucu madeni idi: bu uçların niteliği, istenen renge göre değişiyordu: kurşunî için gümüş veya kurşun; siyah için altın; sarı için bakır kullanılıyordu. Bugün kurşun kalem uçları grafitle yapılır ve renkli kalem isteniyorsa grafite başka maddeler katılabilir. Kömür kalem, odun kömüründen başka bir şey değildir. Bir adı da füzendir ve bu adı, anavatanı Japonya olan bir ağaççıktan almıştır; ayrıca, kayın, biberiye ve ıhlamur ağacından da yapılabilir. Tiziano gibi ressamlar, tablolarının taslaklarını (eskiz) çizmek için kömür kalemden geniş ölçüde yararlandılar. Desenciler özellikle kömür kalemin, estomp veya parmak altında ezilivermesinden hoşlanırlar.

İçinde çok az kil bulunan çeşitli kaya türleri de, Rönesans’tan beri, nüanslı etkiler yaratmak için kullanılır: aşıboyası (özellikle Michelangelo ve Watteau tarafından kullanılmıştır), tebeşir (Veronese tarafından kullanıldı), pastel (XVIII. yy.da Quentin de La Tour’un ve XX. yy.da Rouault’nun ustalıkla kullandığı, kile karıştırılmış renkli toz) gibi.

Desen, bir konuyu sanat açısından ifade etmekten başka, teknikte sanayi deseni denilen ve bir makine parçasının, bir otomobilin, bir uçağın, bir bilgisayarın v.b. yapımı için gereken tarifleri, biçimleri veren desen, mimarlıkta (bir binanın planı), tıpta (anatomi levhaları), zoolojide, botanikte (çiçeklerin ve meyvelerin kesiti) v.b. geniş uygulama alanlarına sahiptir. Ama desen sadece sanatçılarla bilginlere özgü bir yöntem değildir: çocukların da yazılı ilk ifade tarzıdır.

Çocuk Deseni

İçten gelme bir uğraş olan desen çizme, çocuk daha on iki aylıkken başlar: lekeler, sonra da çizgiler, karalamalar. Daha sonra çocuk gördüğünü çizmeye çalışır. Nihayet, üç dört yaşma doğru, mantığa, gerçeğe aldırış etmeksizin, bildiklerini çizim yoluyla verir: nesneler saydamdır, birbiri üstüne konmuştur; boyutlara ve orantılara aldırış edilmemiştir (sözgelimi insanlar evlerden daha büyüktür). Çocuk dünyayı, kendi vücudunu ve başkalarının vücudunu keşfettikçe, benzetmeye çalışarak çizer. Önce basit, şekilsiz yuvarlaklar olan kişilere yavaş yavaş kısa kollar ve bacaklar takılır, ağız ve gözler çizilir ve sekiz yaşına doğru, kişiler profilden çizilmeye başlanır. Çocuk, hissettiğini, düşlediğini veya sevdiğini (çiçekler, ağaçlar, hayvanlar, ana-babası), ilgilendiğini (otomobil), korktuğunu (gece) çizer.

Kaynak

http://ismetcabuk.blogspot.com.tr

 http://www.alasayvan.net

 http://www.sevgiforum.net

 http://www.cizim.biz

 
ISTANBUL
Reklam
 
 
 
 
 
 
Bugün 39 ziyaretçi (144 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=