Graffiti

Graffiti

Sprey boyalar kullanılarak sulu boya kâğıdı veya diğer kalın resim kâğıtları, kartonlar veya duvar gibi düz yüzeylerde sprey püskürtülerek çok kısa sürede resim yapma sanatıdır. Ülkemizde bu sanat daha çok “graffiti” olarak bilinmektedir. Son yıllarda popülerliği giderek artan sprey sanatı eldeki mevcut âletlerle (herhangi bir şey olabilir, genellikle gazete veya dergi sayfaları yırtılıp küçük parçalar halinde sprey sıkılmış alana sürterek değişik efektler verilir) kullanılarak, çalışılan sahneye değişik efektler verilmesine olanak tanıyan bir sokak sanatıdır. Bu sanatın doğduğu ve geliştiği yer sokaklardır.

Maalesef Türk graffiti meraklısı gençlerimiz Batı kültüründen edindiği bu sanata kendi kültürlerini katıp geliştirmek ve kullanmak yerine, Batı kültürü ile beraber olduğu gibi almıştır. Rap Müzik - Hiphop veya Metalica gibi müzikleri dinleyen ve onların yaşantısını uygulayan gençlerin çoğu alkol başta olmak üzere diğer kötü alışkanlıkları edinmişlerdir.

Graffiti, temel anlamıyla, duvar yazıları ve resimler yoluyla kendini ifade eden bir görsel uygulamadır. “Grafik” sözcüğü kökeninden türetilmiştir. Graffiti, kimi çevrelerce bir sanat dalı olarak kabul edilirken, bir diğer bakış açısı da, graffitiyi vandalizm (bilerek ve isteyerek, kişiye ya da kamuya ait bir mala, araca ya da ürüne zarar verme eylemi) olarak değerlendirmektedir.

Graffiti Tarihçesi

Tarihsel olarak graffitinin oldukça eski bir geçmişe, mağara duvarlarına çizilen şekiller nedeniyle İlkçağ IV. yüzyıl dönemlerine dayandığı, Pompei’deki duvar yazılarının graffiti sayıldığı söylenebilir. Eski Mısır döneminde insanların geçtikleri yerlerdeki duvar ve kayalara bıraktıkları çeşitli şekil ve yazılardan oluşan mesajlar, graffitinin ilk adımları sayılsa da, günümüzdeki anlamıyla graffitinin ana çıkış noktası 1940′lı II. Dünya Savaşı günlerine denk gelmektedir.

Almanya’yı Doğu ve Batı şeklinde ikiye bölen Berlin Duvarı’nın her iki yanı protest kişilerce boyanarak, yazı ve sloganlarla bezendi. 1960′lı yıllarda ABD’nde politik grupların görüşlerini duyurmak için bu yöntemi tercih etmesi, gençlerden oluşan sokak çetelerinin, kendi denetimleri altındaki alanları belirlemek için duvar yazılarını kullanmasına yol açtı. Ardından bağımsız bireyler graffitiyi geliştirdi. Sosyal içerikli iletiler dışında, bireysel seçimleri de yansıtmaya başlayan graffitiler giderek renklendi. 1970′lere gelindiğinde bu görsel uygulama, şehir duvarlarından metro duvarlarına geçerken, New York’tan ABD’nin hemen hemen tümüne yayıldı.

Graffiti Gelişimi

Dünyanın çeşitli ülkelerinde başta duvarlar olmak üzere uygun olan hemen hemen her zemin graffitiler için uygun yer oluşturdu, sprey boya, fırça gibi çeşitli araçlar devreye girerek, neredeyse beğeni yarışması haline dönüştürüldü. Graffitinin genel olarak yasadışı bir uygulama olması, bu konuda yasa eksiklikleri, tarihsel eserler, özel konutlar dâhil, herhangi birçok yerin rastgele boyanarak graffiti zemini kabul edilip uygulama yapılması, graffitiye bakış açısının ağırlıklı vandalizm olarak kabul edilmesinde rol oynamış, uygulayanlar hakkında yasal işlemler yapılmıştır. Özellikle Hip-hop kültürünün yaygınlaşmasıyla modern ve asıl şu anki graffiti ortaya çıkmıştır.

Graffitinin bugüne gelmesine kadar geçen süreçte, bu konuda Hugo Martinez, Bozo Texino, Taki 183 gibi isimlerin ünlenmesine yol açtı. Graffiti yapanların çok büyük bir çoğunluğu kimliklerini gizlemekte ve “Papo 184”, “Junior 161”, “Cay 161”, “Stitch 171”, “Barbara 62”, “TAKI 183” gibi takma isimler kullanmaktadırlar. Örnek olarak “TAKI 183”, 1969 – 1974 yılları arasında Washington ve Manhattan’da metro istasyonlarında büyük ün yapmıştır.

Graffiti, kendi gelişimsel sürecini rekabet ortamının da teşvikiyle hızlı yaşamıştır. Bu gelişim sonucunda “tag” adı verilen graffiti yazarları imzalarına semboller, ilgi çekici resimler eklemeye başlamış. Bazıları sayısal simgeler, bazıları logo vb. şekiller kullanmıştır. Zamanla, kullanılan harflerin boyutları büyümüş, harflerin içi desenlerle süslenmeye başlanmış, herkes kendi yazım tarzını belirlemiş ve kendine has renkleri kullanmış, hatta durum giderek kaligrafi sanatının bir yansımasına dönüşmüştür. Graffiti uygulayıcıları, kendilerini sokak ressamı olarak tanımlarlarken, çoğu zaman işi gerektiren maliyetleri kendi ceplerinden ya da sosyal çevrelerini oluşturan dernek, örgüt vb. topluluklardan karşılarlar. “Graffiti” adıyla müzik grupları, albümler vb. oluşumlar gerçekleşmiştir.

İran gibi baskıcı yönetim altındaki ülkelerde bile görülen sanat genellikle barış yanlısı, savaş karşıtı bir eğilim çizmektedir. Tüm dünyada graffiti 1980 sonrası zirve yıllarını yaşamıştır. Bu süreçte ABD’nde toplumsal sorun haline geldiği bir dönem yaşandığında, sprey boyalar, satıldığı yerlerde kilit altında tutulup, küçük yaştakilere satışı yapılmamıştır. 1980′li yılların ikinci yarısının sonlarında düşüş eğilimi göstermişse de 1990′ların ortalarında yeniden yükselen bir grafik izler.

Türkiye'de Graffiti

Almanya'daki Türklerin Almanlar tarafından dışlanması sonucu Türkler çeteleşmiş, seslerini duyurmak için anlamsız şekilde  Hip-hop kültürüne yönelmişlerdir. Bununla birlikte graffiti sanatıyla tanışmışlardır. Gurbetçilerin Türkiye'ye gidip gelmesi, kişilerin arkadaş grubu gibi etkenlerden ötürü graffiti Türkiye'ye erişmiştir. Spreyin Türkiye'de ilk olarak komünistler tarafından kullanılmasından ötürü graffiti sanatçıları “komünist, anarşist” hatta ve hatta “satanist” diye nitelendirilmişlerdir. Günümüzdeyse yurdumuzun batı kesimlerinde bu tür olaylar azalmıştır. İstanbul, Ankara, Bursa ve İzmir gibi metropol şehirlerin istinat duvarlarında, köprü kolonlarında ve ara sokaklarında sıkça graffitiye rastlayabilirsiniz. 

 

 
ISTANBUL
Reklam
 
 
 
 
 
 
Bugün 164 ziyaretçi (239 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=