Kırkyama

Kırkyama

 

Kırkyama, geleneksel Türk el sanatlarından biridir. Halk arasında “kırk pâre”, “yamalı bohça”, “hanım dilendi bey beğendi” gibi adlarla bilinir. Kırkyama sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde kullanılan yaygın bir tekniktir. Kırkyama, artan giysi parçalarının tasarrufa yönelik yeniden değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkan bir elişi sanatıdır. Her ülkenin kendine has bir kırkyama tekniği vardır. “Patchwork” adıyla da bilinen bu teknik gün geçtikçe ilerleyen, gelişen bir sanat dalı olarak daha da önem kazanmaktadır. Kırkyama ile uğraşan kişi, kumaşları ve renkleri kullanarak duygularını ifade eder. Kendisine ve çevresine karşı sabırlı ve hoşgörülü olur. Hazırlıktan yorganlamaya kadar her aşaması ayrı bir heyecanla yapılır. Sonuçta ortaya çıkan ürün çalışma yapan kişiye mutluluk vermektedir.

Kırkyama, bir dönem fakirlik ve yoksulluk nedeniyle çeşitli kumaş parçalarının değerlendirilerek bir araya getirilmesiyle değişik şekiller ve desenler verilerek yapılması ile oluşan el sanatlarımızdandır. Zamanla sanata dönüşen kırkyama, günümüzde hiç kullanılmamış kumaşlardan yapılan, yaşam standartlarına son gelişmelere ayak uyduran modern bir sanat görünümündedir. Kırkyama tekniği, günlük hayatımızın pek çok alanında kullanılmaya başlanmıştır. Ürünlerde çerçeveleme ve bordür teknikler ile farklı desenler oluşturarak ürünlere zengin bir görünüm vermektedir. Bu tekniklerde kullanılan desen ve uygulamalar kişinin ürünün özelliğine ve zevke göre değişiklik gösterir.

Annelerimizin ve evde kalan, ev yaşamını çalışmaya tercih eden, ev kadınlarımızın kendilerini geliştirmek adına yapmış oldukları el becerisi hobileri vardır. Kız çeyizlerinde fazlası ile gözler önüne serilen bu el işleri değişik yol ve yöntemlerle çıkartılan ürünlerdir.

Patchwork çok eskiye dayanan bir geçmişi olan, uzun soluklu bir el işi sanatıdır. Tamamen insanların el becerileri ve hayal güçlerinin birleşmesi sonucu ortaya çıkan sanat eserleridir. Bu sanat eserinin ilk doğuşu, geçmişte yokluk zamanlarına dayanır. Yokluktaki imkânların zorlanması ile ortaya çıkmış muazzam bir el sanatı düşünün. Geçmişte insanlar evlerini süslemek, battaniye veya yorgan yapabilmek için bu sanattan fazlası ile faydalanmıştır. Bugün müzeleri veya tarihi konak olarak nitelendirilen eski yapıları gezdiğinizde en baş köşede bu el işlerini görürsünüz.

Halk arasında “kırkyama” olarak da bilinen bu elişi, tamamen evde bulunan eski kıyafet ve kumaşlardan değişik şekiller çıkartılarak kesilmesi sonucu elde edilir. Renk renk kumaş parçaları canınızın istediği şekillerde ister avuç içi kadar, ister daha büyük şekillerde kesilir. Sonra bu kesilen parçalar, teyel yardımıyla birbirine tutturulur. Sonra da usta bir el dikişi ile parçalar birleştirilerek güzelce dikilir. Burada önemli olan el yeteneği ve hayal gücüdür. Çünkü bu el sanatını bir yağlı boya tablo gibi düşünebilirsiniz. Ressam nasıl ki tablosunun içinde hayal gücünün müsaade ettiği boyutlarda objelere yer veriyorsa, bu yama işinde de aynı şekilde sizin hayal gücünüz boyutunda renkli ve canlı işler çıkartabilirsiniz.

 

Patchwork yapmak için; renk renk değişik yamalar, iğne, iplik ve makas gereklidir. Bu malzemeleri bir araya getirerek muazzam güzel ve başarılı el sanatı örnekleri çıkartabilirsiniz. Tamamen el emeği ile yapılan bu eserler çok kıymetlidir. Geçmişten günümüze kadar uzanan önemli bir el sanatıdır. Patchwork yani yama işi son zamanlarda mobilya dekorasyon işlerinde sık sık karşımıza çıkar oldu. Âdeta evlerimizi renk cümbüşüne çeviren bu mobilyalar özellikle yurt dışında tercih edilen bir seçim oldu.

Türkçe ismi “kırkyama” olan Patchwork günümüze doğudan gelmiştir. Peki nedir bu Patchwork? Arda kalmış kumaşları değerlendirmek desek hiç de yanlış olmaz gibi. Bu kumaşları birbirlerine dikerek oluşturulan örtülere denir.

Çıkış noktası, arda kalmış olan parça kumaşların değerlendirilmesi ziyan olmamasıdır. İlk nerede çıkmış derseniz de Orta Asya ve Mısır’da ilk örnekleri bulunmuştur. Hatta en eski örnekleri İskit Kabile Reisi’nin mezarında bulunmuştur (M.Ö. 100 – M.S. 100 ). Mezardan çıkan Patchworkün üzerinde hayvan desenleri yer almaktadır.

Sadece kumaş yapımında değil giysi yapımında da kullanılmış, Budist rahipler de kırkyamadan yapılmış kıyafetler kullanmıştır. Öyle ki Marco Polo, yazılarında da kırkyamadan bahsetmiş, İpek Yolu üzerindeki yolculuklarında bu kumaşlardan bırakmışlar ve bu kumaşları da çeşitli objelerde kullanmışlar. Anadolu ismi kırkyama olarak bilinen bu çalışmalar Selçuklular dönemine dayanmaktadır. Daha sonra Osmanlı’ya kadar gelip Bosna’da görülmeye başlanmıştır. Bosna’nın başkenti olan Banyaluka’da uzun süreler yapılmış ve o bölgenin adıyla anılmaya başlanmıştır. En güzel örneklerini de çadır ve gölgeliklerde kullanıldığı görülmüştür.

Bugünkü haliyle Patchwork 1600’lü yılların başında Hindistan’dan Avrupa’ya getirilmesiyle olmuştur. Mobilya döşemesi, elbise ve örtülerde kullanılmak için üretilmişler ve o zamanlar oldukça pahalı olan en eski örtü ise 1708′de Kuzey İngiltere’de yapılmıştır. Haçlı seferleriyle birlikte Asya’dan Avrupa’ya oradan da Amerika’ya geçtiği ve ortak bir kullanım haline geldiğini söyleyebiliriz. Her ülkede farklı şekilde uygulanmıştır. Hindistan ve Pakistan’da minik aynalar, Afrika’da ise geometrik şekiller kullanılmıştır.

 

Kaynaklar

http://www.moda-life.net

 
ISTANBUL
Reklam
 
 
 
 
 
 
Bugün 14 ziyaretçi (80 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=