Kalaycılık

Kalaycılık

 

Kalaycılık, bakır gereç üretiminin zorunlu kıldığı, onun ayrılmaz bir parçası olan başka bir zanaattır. Bakır araç ve gereçlerin korunması için onların belirli aralıklarla kalaylanması gerekir. Kalay, sürekli kullanım ve ısıtma nedeniyle ortaya çıkan bakır korozyonu ya da bakırın saklanan yiyeceklerle etkileşime geçmesi sonucunda meydana gelebilecek zehirlenmelere karşı açığa çıkacak bakır oksiti ve bakır sülfatı gibi bakır tuzlarını bloke ederek korunma sağlayan madeni bir malzemedir. O nedenle nerede bakırcılık gelişmişse aynı zamanda orada kalaycılık da gelişmiştir. Kalay işi, bakırdan yapılmış bir gerecin yüzeyine, “ak kurşun” olarak adlandırılan parlak kül rengindeki gümüşe benzeyen bir maden olan kalayın eritilerek dökülmesi biçiminde uygulanan bir tür kaplamacılıktır. Çinko, alüminyum, çelik ve plastik mutfak ve hamam gereçlerinin yaygınlaşmasıyla bakırcılığın gerilemesine koşut olarak kalaycılık da gerilemiş ve yok olmaya yüz tutmuştur.

1950’lere hatta 1960’lara kadar her kent ve kasabanın hemen hemen her semtinde pazar yerlerine yakın sokaklarda bir kalaycı dükkânı bulunurdu. Kalaycı dükkânları genellikle bakırcıların yanı başında ya da bizatihi bakırcı dükkânının içinde ayrı bir bölümde yer alırdı. 1950’li yıllarda ve 1960’ların başında bu dükkânların çoğu kapandı. Bunun yerine gezici kalaycılar işlev görmeyi sürdürdüler. Gezici kalaycılık işlerini ise genellikle Çingeneler ve Abdallar üstlenmişlerdir. Bu anlamda kalaycılığın etnik bir meslek haline geldiğinden söz edilebilir. Bugün gezici kalaycılık da yok olmak üzeredir. Kalaycı dükkânlarına ise İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep, Diyarbakır ve Trabzon gibi bazı büyük kentlerde ve Beypazarı, Ayaş, Tire gibi geleneksel zanaatların hâlâ ayakta kalabildiği bazı büyük ilçe merkezlerinde tek tük rastlamak mümkündür.

Kalaycı ustaları, kalaylayacakları kabı kalaycı dükkânının bir köşesinde yer alan ocaktaki ateşin üstüne bir maşayla tutarak ısıtırlar. Sonra usta bir başka kapta hazır tutulan kalay tozu ısıtılan kabın içine serper ve elindeki bir bezle kabın çeperine sıvarlar. Ayrıca kalayla lehim işleri de yapılmaktadır. Madeni eşyaların kulp, boyun ve emzik gibi parçalarını gövdeye tutturmak için kalay lehimi kullanılır. Lehim işlerinde el kaynağı, kerpeten ve uçlu kalemler gibi âletlerden yararlanılmaktadır. Uygulama yapılırken lehimlenecek parçanın birleşim yeri tuz ruhu ile temizlenir ve el kaynağı ile ısıtılan birleşim yeri sıvılaştırılmış kalayla sıvanır. Soğuma sonrasında kalay katılaşır ve işlem gerçekleşmiş olur.

Kalaycılığın Türk kültürünün bir parçası olduğu, kaynaklarda anlatılmaktadır. Eski Türkler, bütün ihtiyaçlarını el becerileri ile karşılayarak hayatlarını devam ettirmekte idi. Kalaycılık da bu becerilerden biriydi. Türkler, aşlarını kalaylı kaplarda pişirmeye özen göstermişler, yoğurtlarını kalaylı kaplarda mayalamışlar, düğün yemeklerini kalaylı leğenlerde ve kazanlarda pişirmişlerdir.

Bronz elde etmek için gerekli olan kalay, maden kullanımının başladığı ilk çağlardan beri çok aranılan bir madde idi. Klasik çağda bakır ya da pirinç eşyalar kalayla kaplanırdı. Orta Çağ’da gümüş eşyalarının biçimlerini kopya eden kalay kaplar kullanılırdı. Ayrıca tartı âletlerinin yapımında da kalaydan yararlanılırdı. XVI. yüzyılda kuyumcular üretecekleri yapıtların kalaydan örneklerini yaparlardı.

Kalaycılar, loncalar halinde örgütlenirlerdi. Bu loncalar, her parçanın ustasını belirlemek amacıyla ayar damgasının kullanımını düzenlerlerdi. Loncaların ortadan kalkmasıyla beraber kalaycılık örgütlü bir meslek olmaktan çıkarak usta-çırak ilişkisiyle gelişip öğrenilen bir meslek oldu. Ancak eski ustalar, ihtiyaçların değişmesiyle beraber çırak bulmakta sıkıntı yaşadıklarını ve kalaycı ustalarının artık yetişmediğini belirtmektedirler.

Kalay yapımında kullanılan malzemeler

Nişadır: Amonyak tuzu olarak bilinen amonyum klorür bileşiğidir. Metalin yüzeyinde hâsıl olmuş oksit tabakasını kaldırdığından metal, lehime müsait hâle gelir. Beyaz toz halindedir.

Kalaycı pamuğu: Steril pamuktan farklı olarak rulo şeklinde ve avuç içerisinde kolay hareket ettirilebilen bir pamuktur.

Kıskaç: Kalay yapılacak nesnenin tutulduğu bir çeşit maşa.

Körük: Ateşin harlanması için kullanılan genellikle manda derisinden yapılmış hava üfleyen bir malzeme.

Kalaycılık üç temel üzerine kuruludur. Bunlar; tavlanması temizlenmesi ve kalaylanmasıdır. Kalaycılığın nasıl yapıldığının anlaşılması için onları açıklamak gerekirse…

Tavlamak: Kalaylanacak kaplarda aranan en önemli özellik karıncalanmadan oluşan berelerin, çürümelerin olmaması. Kaplar ne kadar temiz olursa o kadar kolay ve temiz işçilik çıkarmaktadır. Daha önceden kalaylanmış malzemeler körük ve kömür yardımıyla yakılarak orta sıcaklıkla üzerindeki yağ ve zamanla kullanmadan oluşan atıkların yakılmasına kalaycılık dilinde “tavlama” denilir. Hiç kalaylanmayan kaplara “kızıl kap” denir ve bunlar tavlanmazlar.

Temizleme: Tavlanan materyaller tuz ruhu ile sıvanarak kalaylanacak olan kısımlar ince kumlarla el ve ayak yardımıyla güzelce silinir. Kalaylanacak zemin kalay almasını engelleyecek tüm dış etkenlerden arındırılır. Ezik büzük olan yerler ise çekiç, tokmak gibi özel âletlerle düzeltilir.

Kalaylama: Körükte ısı tavına getirilen kapların sıcaklıktan dolayı çubuk halinde bulunan kalayın sürülmesi ile kolay şekilde kaygan hâle gelmesidir. Kalayın kalaycı pamuğu ve nişadır yardımı ile zemine düzenli şekilde dağıtılması işlemine kalaylama denir. Bugünkü anlayacağımız anlamda kalay, bir nevi kaplama malzemesidir.

 

Kaynak

http://www.unutulmussanatlar.com

 
ISTANBUL
Reklam
 
 
 
 
 
 
Bugün 164 ziyaretçi (238 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=