Vitray

Vitray

Vitray kelimesi hem renkli camların birleşmesiyle oluşturulan yapıyı hem de bunu yapma sanatını ifade etmek için kullanılır. Vitray genel olarak renkli cam parçaların kurşun dolgu malzemesiyle birleştirilerek lehimlenmesiyle yapılsa da; tasarımı zenginleştirmek için boyanmış camlar ve pirinç renkli birleştirme malzemesi de kullanılabilir. Vitray sanatı, hem görsel yönüyle sanatsal bir beceri ve yaratıcılık gerektirmekte, hem de bu dekoratif parçaların geniş yüzeylerde sağlam bir şekilde durabilmesini sağlayan iyi mühendislik hesaplamalarına ihtiyaç duymaktadır.

Camın tarihi çok eski devirlere uzanır. Arkeologların yaptıkları kazılarda Neolitik çağlara ait cam veya cama benzer maddelerden yapılmış süs eşyaları bulunmuştur. Fakat camın ilk önce nerede ve kimler tarafından yapıldığı ortaya konulamamıştır.

I. yüzyılda Pliny’nin hikâyesine göre camın Fenikeli tacirler tarafından bulunduğu söylenmektedir. Suriye’deki Caraielus tepeleri arasında, bataklık bir bölge vardır. O zamanlar Belus Nehri bu bataklıktan başlayarak Ptolemars eyaletine yakın bir yerde denize dökülür. Tacirler Belus kıyılarına taşıdıkları nötron (soda karbonatı) yükleriyle kamp kurarlar ve kamp ateşinin üzerine koydukları yemek kaplarını nötron bloklarla ateşin üstünde tutarlar. Ertesi gün uyandıklarında çok şaşırırlar. Ateş nötron ve kumu eriterek o ana kadar görmedikleri camı oluşturmuştur.

Bununla birlikte bulunan en eski cam parçaları bu buluştan birkaç yüzyıl öncesine aittir. Mısırlıların üfleyerek cam eşyaları bulma yönteminden sonra gelişmiş ve yayılmıştır. Üzerinde tarihi yazılı en eski cam M.Ö 1551-1527 yıllarında yaşayan Firavun Amen Hatep’e ait bir boncuktur. Bu da Mısırlıların teknik yönden ne kadar ileri olduklarına işaret etmektedir.

Arkeologların yaptıkları kazılarda sığınmak amacıyla kullanılan yapılara rastlanmıştır. Bu sığınaklarda ışığı ve havayı alabilmek için delikler açmışlar ve günlük ve mevsimlik hava değişimleri yüzünden tamamen ya da kısmen bu delikleri çeşitli gereçlerle örtmeye çalıştıkları görülmüş, bunun içinde taş, alçı, ahşap ve madenden parmaklık ve kafesler, yine ahşap, maden, deri, kumaş vb. malzemelerden kapak ve panjurlar yapmışlar. Böylelikle yağmur, kar, rüzgâr, toz, duman, sıcak, soğuk, hayvan ve böceklerden korunmuşlardır.

İlerleyen zamanla birlikte estetik duygusuna sahip kişiler çeşitli geometrik şekiller kullanarak, değişik örneklerle, motiflerle, materyallerini geliştirerek düzenlemeye başlamışlardır. Saray ve köşklerde değerli ve aynı zamanda ışık geçiren taşlar kullanılmıştır (elmas, zümrüt, vb.). Böylece vitray ortaya çıkıp, ilkel ve öncül örnekler de doğmuş oldu.

1260 yıllarında yeni bir dönem başladı. Bu tarihte vitray çok canlı, ancak ışığı daha az geçiren renklerden yapılıyordu. Osmanlı Devleti de yapılarında cam süsleme sanatını kullanmıştır. Cami, konak, saray, türbelerde vs. rastlamak mümkündür. Özellikle bu yapıların tepelerinde görülen camlarda birleştirici madde olarak alçı kullanılmıştır. Topkapı Sarayı, Şehzade Türbesi, Süleymaniye Camii, Yeni Cami bunlara örnek olarak gösterilebilir.


Anadolu uygarlıklarından elde edilen cam işçiliğinin en seçkin örnekleri günümüzde “cam”ın tarihi gelişimi konusuna ışık tutmaktadır. Çeşitli model ve formlarda vitray, Selçuklular döneminde geliştirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul’un fethiyle camcılığın merkezi bu kent olmuştur. “Çeşm-i bülbül”, “Beykoz İşi” bu dönemden günümüze ulaşabilen tekniklerden bazılarıdır.

Anadolu’da camın ilk kez gözboncuğu olarak üretimi İzmir’in Görece köyündeki ustalar tarafından gerçekleştirilmiştir. Anadolu’nun her tarafında temelinde nazar inancı olan cam boncukları görmek mümkündür. Nazarlık yoluyla canlı veya nesneye yönelen bakışların dikkatinin başka bir nesneye yöneleceğine inanılır. Bu nedenle nazar boncuğundan yapılan nazarlıklar canlının veya nesnenin görünen bir yerine takılır.

Işığın camın renklerine anlam katılarak yansıyan ışıldamaları, vitrayın bize tattırdığı unutulmaz bir sunumdur. Bu sadece cami ve kiliseler ile tarihi mekânlarda karşımıza çıkan bir sanat formu olarak sınırlama değildir. Vitray gördüğümüz her yerdeki camda, mücevherde ve dekorasyondadır. Bir küpeden tutun da; kapı, pencere, lambalar, mumluklar vs. çeşitliliği ile geniş bir alan oluşturur. Bunlar kurşunlu vitray, tiffany, kumlama, asit, fizyon ve diğer çeşitli teknik uygulamalar ile karşımıza çıkarlar.

Genellikle vitray sanatçıları kişisel isteklere cevap vermek için çalışmalarını yaparlar. Bu onların, müşterilerinin ya da beraber çalıştıkları firmaların beklentilerini tasarlamak ve karşılıklı görüşmelerle olgunlaştırarak sonuca gitmek asıl çalışma yöntemidir. Çalışmalarını uygularken vitray sanatçısının zamanı standart çalışma akışının dışındadır. Atölyesinde çalışmaya başladığında zaman sınırlaması durmuştur. İçsel bir özveriyle ve sınırsız bir sabırla tasarımını hayata geçirmek hedefidir.

Vitrayın diğer sanat dallarından farkı, genel mekânlar dışında kişilerin özel mekânları için de tasarlanabilinir olmasıdır. Bir tasarıma başlarken talepte bulunan kişinin içselliği, yaşam biçimi ve mekândaki uygulama alanının ışık ve konumu dikkate alınarak projeyi hazırlamak önemli başlangıçtır. Proje uygulanırken işçiliğin detayları ve malzemeler seçildikten sonra çalışma sabırla gerçekleşir. Çıkan sonuç yerini bulduğunda çalışmanın sahibi ile yaşanan mutluluk güzel bir anıdır.

Kaynak

Wikipedia The Free Encyclopedia
 
ISTANBUL
Reklam
 
 
 
 
 
 
Bugün 23 ziyaretçi (43 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=