Ahşap Yakma

Ahşap Yakma

Ahşap yakma sanatı, adından da anlaşılacağı üzere hammaddesi ağaç olan ve ağacın estetik bir şekilde yakılarak resmedildiği bir el sanatıdır. Bu uygulamaya Batı'da “pyrogravure” adı verilmektedir. Resim yakma sanatı olarak da telaffuz edilen ahşap yakma sanatında ortaya çıkan resimler sepya-beyaz renk yoğunluğu taşımaktadır. Çağdaş resim tekniklerinden biri olmasına rağmen retro bir havaya sahip olan ahşap yakma sanatı ürünleri el emeği ile ortaya çıkan son derece doğal görünümlü resimler olmasından dolayı da oldukça beğeni toplamaktadır.

Deri üzerine de uygulamaları mevcut olan resim yakma sanatının geçmişi antik çağlara kadar uzanmaktadır. Günümüzde ahşap yakma olarak daha çok karşımıza çıkan bu uğraş, özellikle iç mimaride dekoratif amaçlı da kullanılıyor. Bu uygulamada asıl olan herhangi bir resmin, ahşap üzerine transfer edilerek ortaya yeni bir sanat ürünü konulmasıdır. Bu aşamada söz konusu ahşap, farklı metodlarla yakılmaktadır.

 

Ahşap yakma uygulamasına başlamadan önce karar verilmesi gereken en öncelikli konu, hangi resmin ahşabın üzerine aktarılacağıdır. Burada yakma işleminin daha sağlıklı ve resim transfer işleminin de daha sorunsuz gerçekleştirilebilmesi için seçilecek resmin detaydan uzak sade bir kompozisyona sahip olması çok önemlidir. Transfer işleminin gerçekleştirileceği resmin belirlenmesinden sonra ahşap yakma projesi ciddi bir şekilde çizilmelidir. Ayrıca yakma işleminin gerçekleştirilmesini sağlayacak ahşap yakma el makinesi ile yakılacak olan ahşabın da iyi seçilmesi gerekmektedir.

 

Resim, ahşabın üzerine nasıl çizilecek?

Ahşap yakma sanatı ürünlerini inceleyenlerin büyük çoğunluğu, gördükleri muhteşem manzaraların böylesine detaylı bir şekilde ahşap zemine nasıl aktarıldığını merak etmektedir. İşte tam da bu noktada karşımıza karbon kâğıdı çıkmaktadır. Yakma işlemine geçmeden önce karbon kâğıdı yardımı ile belirlediğimiz resmi, daha önceden iyice zımparalayarak pürüzsüz bir hale getirdiğimiz ahşabın üzerine titiz bir şekilde çizmemiz gerekiyor. Bu işlemi gerçekleştirirken kesinlikle kaydırma yapmamaya dikkat edilmelidir.

 

Karbon kâğıdı yardımıyla ilgili resmin ahşabın üzerine başarıyla aktarılmasının ardından yakma âleti devreye girecektir. Kalın bir kalemi andıran yakma âleti elektrikle çalışmaktadır ve sıcaklık derecesi de ayarlanabilmektedir. Gerekli sıcaklık derecesinin belirlenmesinin ardından resmin ahşap üzerine aktarılan çizgileri itinayla yakılmaya başlanacaktır. Yakma el makinesinin ucunda keskin uçlu metal kalem bulunmaktadır. Söz konusu metal kalemin ısınmasıyla birlikte ahşabın üzerine karbon kâğıdı yardımıyla transfer edilen resmin çizgileri yakılmaktadır. Yakma işlemi sırasında çizgiler koyu kahverengi bir renk almaya başlayacaktır.

 

Ahşap üzerine kopya ederken hatlara büyük dikkat edip aynı özeni yakma işleminde de göstermek gerekmektedir. Yakma âletinin ucundaki kalemli hatların çizgilerinde özenle geçirmeye dikkat edilmelidir. Öyle ki yakma işlemi sırasında yapılacak bir hatanın sonradan telafisi pek de kolay olmayacaktır. Yakma işleminde öncelik büyük, kalın ve belirgin çizgiler olmalıdır. Daha sonra ince detaylara girilirse hata yapma payı daha da düşecektir.

 

Ahşap yakma sanatında sabır ve titizlik çok önemlidir. Aceleye getirme, hızlı davranma yakma işleminin kalitesini düşürecektir. Sessiz ve sakin bir çalışma ortamı ahşap yakma işleminin daha sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayacaktır. Yakma işlemi gerçekleştirildikten sonra daha uzun muhafaza için ahşap, ahşap verniği ile verniklenebilir. Çizilen motife uygun ahşap bir çerçeve ile çalışmanıza daha şık bir görünüm kazandırabilirsiniz.

Türkiye’de ahşap yakma –ya da kendi deyimiyle ahşap dağlama- sanatının ilk örneklerini veren ve bugüne kadar “eline havya (ahşap yakma kalemi) verdiği” 300’den fazla insanı eğiterek bu sanata yeni isimler kazandıran bir isim var: Münir Erbörü.

Ahşap yakmanın bir zanaat olduğunu da “Ahşap yakma sanatı, aslında daha çok bir zanaattır. Çünkü biz genelde bir resmi, bir çizimi kopya ediyoruz” sözleriyle açıklayacaktır. Ama hemen ardından da ekleyecektir: “Her ne kadar zanaat desek de kopya desek de özellikle gravürde ana hattını çizersin. Geri kalanını siz kendiniz doldurursunuz.”

Yıllarını verdiği bu uğraşın tarihini anlatmaya “ahşap yakma sanatının belli bir tarihi yok” sözleriyle başlıyor. Bu sanatın ilk örneklerinin Amerika’daki yerlilerde deri üzerine yazılmış şekliyle görüldüğü, daha sonra Avrupa’nın birçok ülkesinde, Japonya ve Çin’de ahşap dağlama sanatının üniversitelerde ders olarak okutulmaya başlandığı bilgisini paylaşıyor. Dünyanın bu sanatla bizden daha erken tanıştığını ancak bugün gelinen aşamada Türkiye’de ortaya koyulan eserlerin özellikle Avrupa’dan daha ileri olduğunu söylüyor. Bunun sebebini de onların sadece hayvan ve insan figürlerini resmetmekle yetinmeleri olarak gösteriyor. Çünkü ona göre Türkiye’deki örneklerinde de olduğu gibi ahşap yakma sanatı ebru, tezhip, hat ve resim sanatının hepsinin rahatlıkla bir arada kullanılmasına çok müsait.

Ahşap Yakma Sanatının Püf Noktaları

Ortaya iyi eserler koyabilmenin iki önemli detayından bahsediyor 40 yıllık ahşap dağlama ustası: Doğru ahşap seçimi ve havyanın sıcaklık derecesi. Yapılacak ilk iş resmedilecek figürün veya yazının hangi büyüklükte yapılacağına karar vermektir. Hat için ham MDF, gravürler içinse kavak ağacı daha uygundur. Bunun sebebini de “Ham MDF serttir. Harflerin kendine özgü incelik, kalınlık, genişlik, darlık yapıları vardır. Onların bozulmaması, dağılmaması için sert ağaç kullanılır” diye açıklar. Kavak ağacının hat çalışmalarına uygun olmayışını da “Havyayı kavağa değdirdiğiniz an dağılma olur, hattın şekli değişir. Bunun sebebi de kavak ağacının lifli, yumuşak yapısıdır.” sözleriyle anlatır. Ona göre ahşabın üzerine hat yazılırken onu bir hattatın göreceği düşünülmeli, bu sebeple hattı bozmadan yazmaya özen gösterilmelidir.

 

Peki ya çizgiler? Çizgilere karşı çıkıyor Münir Hoca; ahşap dağlamada asıl olanın gölgelendirme tekniği olduğunu vurguluyor. Ahşabı yakarak sert, göze batan çizgilerin oluşturulmaması gerektiğinin altını “Bakın benim yüzümde çizgi var mı?” sorusuyla çizmeye çalışıyor. Havyanın ucunun çok kızarmaması gerekmektedir; öyle ki yanıp yanmadığı belirsiz bir derecede ısınmalıdır. Aksi halde havyanın ucu ahşaba bastırıldığı an hem bir oyuk oluşacak hem de mat bir görünüm elde edilecektir. Uygun ısıdaki havya ile doldurmalar hiç boşluk bırakılmadan yapılmalıdır.

 

“Kopya kâğıdının ahşapta iz bıraktığını fark ettim” sözleriyle ahşap yakma sanatında önemli bir püf noktaya daha değinen Münir Hoca bundan dolayı kurşun kalem veya kurşun kalem tozu kullanmaya başladığını söylüyor. Kurşun kalem tozu resimlerin altına tamamen sürüldükten sonra ahşabın üzerine yatırıp kopyası çıkarıldığında iz kalmadığını anlatan Münir Hoca, özellikle gravürlerde bu yöntemi kullandığını belirtiyor. “Bunu pek kimse bilmez, herkes kopya kâğıdı kullanır”diyor. Paylaştığı son bir detaysa bizi çok şaşırtıyor. Bu sanatla ortaya konulan eserlerin de iyi muhafaza edilmezse solabildiğini ilk defa duyuyoruz: “Vernik atılmaz ve güneşe maruz kalırsa hemen soluyor. Vernik solmasını nispeten engeller ama güneş görmeyecek. Ahşap güneşi gördükçe çalışma yapıyor.”

Ahşap Yakma Sanatı Ustası Olmak Yılları Bulur!

Bu sanatın birkaç ayda öğrenilemeyeceğini sitemle karışık şu sözlerle anlatıyor: “2 sergi açtım; sergime geldiler orada anlattım, buraya geldiler 1 – 1,5 ay eğitim aldılar. Zaten normal olarak bir tabloya başlamış olsan onu 2 aydan önce bitiremezsin. Bu 1-1,5 ayda öğrenilecek bir sanat değil.” Piri Reis’in haritasını orijinaline tamamen sadık kalarak ahşap dağlama sanatıyla ölümsüzleştiren Münir Hoca, bu çalışmasını aceleye getirip 15 günde tamamlamıştır ancak normal boyutta bir tablonun tamamlanmasının günde 5-6 saatlik çalışmayla ortalama 20 gün sürdüğünü belirtiyor. Bu sanatı öğrenmeye başlayan bir kişinin ne kadar sürede tam anlamıyla piştiğini sorduğumuzda ise “Haftada iki gün olmak üzere sürekli çalışmak şartıyla 2-3 senede istenilen seviyeye gelebilir” cevabını veriyor.

 

Bu noktada bir “ama”sı var Münir Hoca’nın; bu sanatın diğer birçok sanat gibi nankör oluşuna parmak basarcasına: “Kişinin bu sanatı öğrendiği zaman çalışmayı bırakmaması gerekir. Çünkü çalışmaya çalışmaya el körelebilir. Havyanın ahşaba dokunuşu hassas olmalıdır. İşte o hassasiyeti kaybetmemek gerekir. Bıraktıklarında, aradan birkaç sene geçip tekrar başladıklarında istedikleri seviyeye ulaşamazlar.” Münir Hoca, ahşap dağlama sanatında da insanın daima kendisini yenilemesi gerektiğini ifade ediyor: “İlk yaptığım tablolarla şimdiki tablolar arasında çok büyük fark var. Hiç durmadım. Sen eğer bir öğreticiysen kendini yetiştireceksin ki karşındakine bir şeyler verebilmelisin. Yenileyebilmelisin. Devamlı olarak bir şeyler aktarabilmen gerekir. Ben ders verirken masama geçer kendim de çalışırım. Onlara ‘ara verin, gelin yanıma izleyin’ derim. ‘Bir de elle değil biraz da gözle helal hırsızlık yapın’ derim. ‘Bir sanatçının bir şeyi yaparken seyredip öğrenmesi helal hırsızlıktır’ derler. Bir şey çalmıyorsun, yaptığı şeyi gözle görüyorsun, alıyorsun. Bir de yaparken görün. 5 – 10 dakika yanımda seyrettiriyorum. Bir şeyler öğretmek istiyorsan bunu yaptıracaksın. Nasıl yaptığını görmeleri gerekir.”

 

İşine öylesine büyük bir aşkla bağlı ki 70 yaşını devirmiş ve birçok tablo biriktirmiş olmasına rağmen sabah erkenden atölyesini açıp işinin başına geçiyor. Bu sanatı öğrenmek isteyen herkese de hem atölyesinin hem gönlünün kapısı ardına kadar açık. “Talebelerimi ücret almadan yetiştirdim. Gelenler bana talebe, nesini alayım talebenin.” diyor; atölyesinin ismini niçin Sabr-ı Gönül” koyduğunu izah edercesine. Sohbet boyunca Münir Hoca’nın anlattıklarından sosyal medyayı da aktif bir şekilde kullandığı dikkati çekiyor. Cevabı hazır hocanın: “Bu kadar öğrenci yetiştirirsen interneti de kullanmak zorunda kalıyorsun. Her gün 2-3 öğrencim ya mesaj atıyor ya soru soruyor, model, resim, hat istiyor. Eğer bir hizmeti başattıysan onu her yerde vereceksin.” Anlaşılıyor ki sadece atölyesinde değil bilgisayar başında da eğitime, hizmete devam ediyor Münir Hoca.

 

Kültür Bakanlığı ‘Ahşap Yakma Sanatı’nı Kabul Etmiyor!

Kendi imzasını taşıyan gravürlerin bugün Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın evlerini de süslediğini söyleyen Münir Hoca, Kültür Bakanlığı kaydında ahşap yakma – dağlama diye bir sanatın yer almadığı bilgisini de paylaşıyor. Bunda kendisinin de payı olduğunu “Orada biraz gevşeklik yaptım, üzerine düşmek istemedim” sözleriyle dile getiriyor. Ne devletin ne de belediyenin sanatçısına sahip çıkmayışı ise sürekli dilinde: “Ev kirasını, dükkân kirasını veremeyecek durumda olan sanatçı arkadaşlarımız var. Herkes parça parça her tarafta; herkes kendi ekmeğini çıkartmaya çalışıyor. Onların elinden tutulsa bu sanatlar daha güzel yayılmaz mı? Her sanatçı kendi gayretiyle düze çıkmaya çalışıyor, sanatını icra etmeye çalışıyor.”

 

 

Kaynaklar

http://www.evrengunlugu.net

 
ISTANBUL
Reklam
 
 
 
 
 
 
Bugün 23 ziyaretçi (103 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=