Çulhacılık-Bez Dokumacılığı

Çulhacılık – Bez Dokumacılığı

 

Yün ipliği, pamuk ipliği ve floş’un kamçılı tezgâhının tek ayakla çalışan çeşidi olan “cakarlı” ve 2-4 ayakla çalışan çeşidi olan “çekmeli” tezgâhlarda dokunarak “yamşah” (“neçek”-“çefiye”) ve “puşu” gibi baş örtüsü, “ehram” gibi kadın boy örtüsü haline getirilmesi sanatına Urfa’da “cülhacılık” denilmektedir. Cülha tezgâhlarının kamçılı olmayan, yani mekiği el ile atılan çeşitlerinde “aba” (kadın ve erkek boy örtüsü) ve “çaput çul” (kilim) dokunmaktadır. 30-40 yıl öncesine kadar Kamberiye Mahallesi’nde 100’e yakın kamçılı tezgâhta icra edilen yamşah ve neçek dokumacılığı (cülhacılık) son zamanlarda önemini yitirmiş, tezgâh sayısı 5-6’ya düşmüştür. Hekim Dede Mahallesi’nde “Kumaşhane” denilen evdeki 10’a yakın tezgâhta 100 yıldan beri cülhacılık yapılmaktaydı. Ancak son yıllarda bu sanata olan ilginin azalması neticesinde bu tarihi imalathanedeki tezgâhlar 1991 yılında dağıtılmış, imalathane konuta dönüştürülmüştür.

Günümüzde bazı ustalar tarafından sürdürülen bu sanatın, adları bilinen ve bugün hayatta olmayan başlıca ustaları şunlardır: Eyyüp Narnur, İstanbullu Mahmut (aslen Urfalı olup lakabı “İstanbullu”dur), Hacı Abdullah Kırıkçı, Muhittin Bayraktar, Yusuf Kaplan, Abdullah Tek, Ramazan Topal, Emin Çiftçi, Hacı İbrahim Cömert, Şıh Müslüm Kırmızı, Müslüm Demirel ve Hacı Sinan.

1650 yıllarında Urfa’yı ziyaret eden Evliya Çelebi, Urfa’da pamuk ipliğinden kapı gibi sağlam bez dokunduğunu, bunun Musul bezinden daha güzel ve temiz olduğunu söylemektedir. Evliya Çelebi’nin sözünü ettiği bu bez, Urfalıların “Kâhke Bezi” dedikleri bez olmalıdır. 1883 tarihli Halep Vilâyet Salnâmesi’nde Urfa’da 221 adet kumaş tezgâhının varlığından söz edilmiş olması dokumacılığın bu ilde çok önemli bir sektör olduğunu vurgulamaktadır.

Kamçılı (Cakarlı-Çekmeli) Cülha Tezgâhlarında Dokunan Ürünler

I- Yamşah (Neçek-Çefiye): Genelde kadın başörtüsü olup köylü erkekler de kullanmaktadır. Pamuk ipliği ve sarı, yeşil renklerde floş’tan dokunmaktadır. Floş; birinci kalite elyaflı pamuktan yapılmış, parlak, ipek görünümünde bir ipliktir. Bursa’dan beyaz olarak getirtilip Urfa’da sarı veya yeşil renge boyanmaktadır.

Başlıca Yamşah Çeşitleri:

Hışvalı: Ortası nakışlı, çevresi karelidir. 125 x 135 cm ölçüsünde olur. “Küçük Hışvalı” ve “Büyük Hışvalı” olmak üzere iki ayrı çeşidi vardır.

Şakkalı: “Kareli” anlamına gelen “Çekçegili” de denir. Yamşağın yüzeyi karelerle donatılmıştır.

Kuru Hafız: Küçük karelidir.

Ahmediye: Çözgü ve atkısı sarı floştandır. Yüzeyi beyaz renkte pamuk ipliği ile işlemelidir.

Direkli: Küçük karelidir.

Dümbüllü: İki kenarına kalın floş çizgiler atılmış, ortadaki kare boşluk floşla işlenmiştir.

II- Puşu: “Cakarlı” denilen tek ayaklı tezgâhlarda koyu kırmızı ya da kahverengi ipekten sırmalı olarak dokunan erkek başörtüsüne “puşu” denilmektedir. Ayrıca gömleğin üzerinden bele sarılmak suretiyle de kullanılmaktadır. Puşu dokumacılığı günümüzde tamamen terk edilmiştir. Puşu dokumasında floş kullanılmamaktadır. Puşular tezgâhta nakışlı olarak dokunduğundan ayrıca işlemeciye gönderilmemektedir. Puşu, bir zamanlar düz beyaz olarak dokunur, tahta kalıp baskısı ile nakışlanırdı. Bu şekilde nakışlanan puşular daha sonra bir saat süre ile suya basılarak boya tortuları giderilir, böylece nakışların temiz görülmesi sağlanırdı.

III- Ehram (İhram): Ehram, baştan ayaklara kadar inen ve gözler açıkta kalacak şekilde el yardımıyla yüze bürüklenen (yüzün kapatılması) kadın boy örtüsüdür. Eskiden yaşlı kadınlar tarafından kullanılan bu örtü günümüzde kullanılmadığından imalatı da terk edilmiştir. İhramlar kamçılı tezgâhların 2-4 ayakla çalışan çeşidi olan “çekme” tezgâhlarda tümüyle doğal saf beyaz yünden dokunurlar. Tezgâhtaki genişlikleri 80-100 cm arasında değişen ihramlar, kullanılmak üzere yan yana dikildiklerinde genişlikleri 180 cm, boyları da 225-230 cm arasında olur. İhramların kenarları, çözgü uçlarının örülerek düğümlenmesi ya da bastırma ipliği kullanılarak saçaklanmaktadır.

Ehramlar; “Eriş”, “Mekik”, “Baklava Dilimli Yollu”, “Payam” (Badem), “Tud” (Dut), “Kepenek” ve “Sandıklı” adlarında çeşitli motiflerle süslü olarak dokunurlardı. Eriş motifi ihramın yalnız iki ucuna (baş tahta) su (bordür) şeklinde işlenir. Kepenek, Erzurum ihramlarındaki “antika” motifinin bozularak kelebeğe benzetilmiş biçimidir.

IV- Fıta: Günümüzden 30-40 yıl önce, 12-15 yaşları arasındaki kızların örtünmek için kullandıkları bir bezdir. İhramdan farklı olarak çözgü ve atkıları yün olmayıp pamuk ipliğindendir. Genellikle iki renkli pamuk ipliğinden kareli olarak dokunurlardı. Bu örtünün kullanılması günümüzde terk edildiğinden dokuması yapılmamaktadır.

Cülha Tezgâhı ve Parçaları

Cülha Tezgâhı

Ağaçtan yapılan, el ve ayak yardımıyla hareket ettirilen cülha tezgâhlarına “Kamçılı Tezgâh” denilmektedir. Bu tezgâhın tek ayakla çalışan “Cakarlı” ve 2-4 ayakla çalışan “Çekmeli” olmak üzere iki türü vardır. Tek ayaklı cakarlı tezgâhlarda puşu, iki ayaklı çekmeli tezgâhlarda ince düz yamşahlar; 4 ayaklı çekmeli tezgâhlarda da “dügür” (kalın) yamşahlar dokunmaktadır. Bir cülha tezgâhında günde 10 m dokuma yapılabilmektedir. Cülha tezgâhı 150 cm enindedir. Dokunan kumaşın eni 120-130-140 cm arasında değişmektedir. Dokunacak kumaşın boyu çözgü uzunluğuna bağlı olup, istenildiğinde bu boy 200 metreye kadar uzatılabilmektedir. Normal bir yamşah 120 x 120 cm, 130 x 130 cm veya 140 x 140 cm boylarındadır.

Cülha Tezgâhının Parçaları

I- Mekiğe Kuvvet (Hız) Vererek Dokumayı Sağlayan Parçalar

1. Ayakçalık: Ayakla çalıştırılarak mekiği hareketlendirir. Tezgâhın yaptığı işe göre tek, çift veya 4 adet olur.

2. Alt Takarlak: Dört parçadan olup ayakçalık arasında bulunur.

3. Üst Takarlak: 6 parça halinde ağaçtan yapılmış olup ayakçalığı kaldırıp indirmeye yarar.

4. Ayakçalık İpi: 6 parça kendirdendir. Ayakçalığın inip kalkmasına yardımcı olur.

5. Uzatma: 6 parça halinde olup, üzerine ayakçalık ipi biner.

6. Orta İp: Üç parça halindedir.

7. Sıçan-Pısik-Kayış: Her üçüne orta ip bağlanır.

8. Defe: İçerisinde tarak ve ceplik bulunur.

9. Kücü: İptendir. Kücü ile beraber 8 parça oklava vardır.

10. Terlik (Masura): İpliğin sarılı olduğu bir parçadır. Cepliğe bağlı olup dokumayı sağlar.



II- Çözgüye Kuvvet Veren Parçalar

1. İpek Ağacı: İpek iplerin sarılmasına yarar.

2. Çehiş: Yukarıda bulunur.

3. Halaka: Çehiş’in üzerinde bulunur.

4. Takarlak: Halaka’ya bağlı olup iki adettir. Halaka’ya kuvvet verirler.

5. Kazık: Çehiş’e bağlı 4 parça ağaçtır.

6. Orta Direk: 4 parça kazığa bağlıdır.

7. Sermil: Dokunan kumaşın sarıldığı ağaç olup orta direğe bağlıdır.

8. Mandal ve Dişlik: Birbirine bağlı olan bu iki parça ayrıca sermil ile birlikte orta direğe bağlıdır.

Yamşah Dokumanın Safhaları

1. Pamuklu Çözgü İpini ve Floşun Boyanma Safhası: Pamuklu beyaz iplik piyasadan alınır. Bir kazanda su kaynatıldıktan sonra, içerisine kumaş boyası karıştırılır. Boyanın sabit olması ve solmaması için yakıcı özelliği olan “Pul Kostik” ve “Hidrosofil” kaynama safhasında suya katılır. İplik bu karışıma batırılıp 15 dakika içinde ipliğin kazandan çıkartılıp soğuk suda hemen banyo edilmesi gerekmektedir. Gecikildiği takdirde, yakıcı özelliği olan bu kimyasal madde ipliği yakar. Yıkanan iplikler güneşte kurutulur. Daha sonra el dolabında sökülüp açılarak uzatılır. Sonra “kavuk” (topak-yumak) edilir. En sonunda kücü’ye çekilerek dokumaya hazır hale getirilir. Floş ipliğin boyanması da aynı şekildedir. Yamşah dokumacılığı, yurdumuzda Denizli ilinde de yapılmaktadır. Ancak Urfalı ustalar, ipliği kaynatarak boyayıp güneşte kurutma usüllerinden dolayı, kendi yamşahlarının daha kaliteli olduğunu, renklerinin solmadığını iddia etmektedirler.

2. Çözgünün Tezgâha Gerilip Bağlanması Safhası: Çözgü, dokunacak bezde kullanılan pamuklu ve floş ipliklerdir. Tezgâha bağlanmış bir çözgüde 1400 tel beyaz pamuklu iplik, 400 tel parlak sarı floş iplik olmak üzere 1800 tel ip vardır. Dokunacak kumaşın türüne göre çözgü sadece floş veya sadece pamuk ipliğinden de olabilir. Çözgü iplerinin tezgâha bağlanması, uzun yaz günlerinde 1 hafta zaman almaktadır. Tezgâha bağlanan çözgü ile 200 m kumaş dokunabilmektedir. Daha sonra tezgâha yeniden çözgü bağlanması gerekmektedir.

3. Dokuma Safhası: Cülha tezgâhı, 4 kazık ve iki uzatma üzerine yer seviyesinde kurulmuştur. Ayakçalık kısmı, göğüs derinliğinde bir çukur içerisindedir. Cülhacı göğüs hizasına kadar çukur içerisine iner. Tezgâh ayak ve ellerin ritmik hareketleriyle çalışır. Önce ayakçalığa basılır. Sağ el “defe”yi çekerken, sol el de “elcek”i aşağıya doğru belli bir uyumla çeker. Bu sırada tezgâhın çıkarmış olduğu çıkrık sesine mekiğin hareketi uyum sağlar. “Defe”deki tarağın sıkılaştırılması ve tekrar “elcek”in çekilmesi birbirini izler. Dokunan kısım “semil” denilen ağaca sarılır. Dokuma sırasında kopan çözgüler, bükülmek suretiyle birbirine tutturulur. Buna “Bedris” denilir.

4. Nakış (İşleme) Safhası: Dokunan yamşahlar, nakışlanmak üzere işlemeciye gönderilir. Dikiş makinesine benzer “Corne Makinesi” denilen makinede pamuklu iplik ve floş kullanılarak yamşahlar üzerine çeşitli motifler işlenir. Yamşağın tüm yüzeyinin tek motifle işlenmesine “kabılma” nakış denilmektedir. Yamşahtaki iri kareler arasına gül motifi işlenmesine “güllü” denmektedir. İşlemecide nakışlanan yamşahlar, saçakları örülmek üzere evlere gönderilir ve kadınlar tarafından saçakları örülerek püskül haline getirilir. 

Rize Bezi Dokumacılığı – Feretiko

Kültür, insanoğlunun el becerisi ile zekâsının hayal gücü arasındaki diyalogudur. Rize bezi de Rize’de yaşayan kültürün dış yansımasıdır. Özgün dokuma tezgâhı yöreye has, yörenin kültürünü ince bir üslûpla yansıtan  desenleri, insanların günlük hayattaki ihtiyaçlarını karşılaması ile Rize yöresinin meydana getirdiği kültürel–ekonomik bir faaliyettir. Rize bezi kültürel bir ürün olmanın yanı sıra ekonomik değeri olan bir üründür.

Kendir Üretimi

Çay öncesi iklimin uygun olmasının sonucu kenevir ekiminin Rize’de geniş alanlarda yapıldığını görmekteyiz. Kenevirden yapılan kendir ipi üretimi de yaygın, Rize bezi ya da ilin adıyla anılan  “Rize Bezi” çay öncesi Rize ekonomisine katkı sağlayan geleneksel bir ürün olmuştur. Kendir, yurdumuzun birçok bölgelerinde yetişen sınai  bir bitkidir. Elyafı dışında, tohumundan da yağ üretimi yolu ile faydalanılır. Genellikle kendir elyafından halat, ip, sicim üretilir; iklimi sayesinde ise Rize’de yetişeninden elde edilen liflerden gayet ince  iplik bükülebilmekte ve bununla da gayet ince, nefis bezler dokunabilmektedir.

Rize ikliminin az güneşli ve çok yağmurlu oluşu, liflerin sertleşmesine engel olmaktadır. Kastamonu'dakinin halat yapımına, Rize'dekinin ince iplik ve bez dokumasına yararlı oluşu, bundan doğmaktadır. Rize ırmak ve dere sularında fazla oranda ozonun varlığı, kasarlamada bezlerin beyazlatılmasında önemli rol oynamaktadır. Bazen beyazlatma, deniz suyunda var olan klor sayesinde sahilde de yapılmaktaydı. Rize suları kireç tenörü ölçeği 4 dereceden düşük olduğundan bu nitelik de üretiminde önemli rol oynamaktadır.

Tarihte Rize Bezi

Birinci Dünya Savaşı’ndan önce, Rize’de, geniş ölçüde 200 ton çevresinde Rize Bezi dokunurdu. O günlerin şartlarına göre uluslararası önem taşıyan bir üretim dalıydı. Kendir elyafından dokunan bu bez, Arap ülkelerinin rağbet ettiği bir iç giyim bezi idi. Rizeli  birçok aile feritiko ticaretini kendine iş edinmişti. Eski dönemde Rizeli kadınların el emeğiyle gerçekleştirdikleri bu sanat, Rize ekonomisine küçük çapta da olsa  katkıda bulunuyordu. Kadınlar tarafından tarlaların özellikle sulanabilir kısmında ekilip yetiştirilen kendirin lifleri çok yumuşaktır. Bu lifler  önce suya batırılarak yumuşatılır, sonra elde eğrilerek ince iplik haline  getirilir.  Daha sonra da o dönemde İngiltere'den ithal edilen Water cinsi pamuk ipliği ile el tezgâhlarında dokunarak bez haline getirilirdi. Ham kendirin rengini ağartmak için, deniz kenarındaki çakıllar üzerine serilen bu bezler sık sık deniz suyuyla ıslatılarak güneşte kasarlanmaya tabi tutulurdu. Bu bez ince, aynı zamanda dayanıklı ve sağlamdı. Bundan yapılan iç çamaşırı, vücudun terini emip tezden kurutabildiği için Arap ülkelerinde varlıklı kişilerin, şeyhlerin aradığı bir meta olurdu.

1960'lı yıllarda, çayın Rize'ye gelmesinden önce Rize'de hemen her evde bir feretiko tezgâhı bulunuyordu. Bugün Rize'de çay ekili olan alanlar bu tarih öncesinde iplik elde etmekte kullanılan kendirle kaplı idi. Kendir bitkisinden ip çıkarma işleminin oldukça zor ve zahmetli olduğunu söyler yaşlılar...  Şöyle ki Nisan ayının ortalarına doğru mısır ekimiyle birlikte humuslu toprağa ekilen kenevir tohumları Ağustos ortalarına doğru bir buçuk-iki metreye ulaşınca hasat edilir. Hasat edilen kendir ağaçları birkaç gün kabuklarının gevşeyip soyulmaya müsait hale gelmesi için yağmura bırakılır. Rize'nin nemli ve yağışlı iklimi keneviri istenilen hale getirmeye müsaittir. Güneşte ağarıp yağmurda gevşeyen çubuklar soyulduktan sonra her köyde bir ya da iki tane bulunan tokmaklarda dövülür. Sonra taraktan geçirilip ip halini alır. İp haline getirilen kendir liflerinin sarılması için çıkrık kullanılır. İplerin yumaklanmasıyla çözgüler hazırlanıp hazırlanan çözgülerle feretikonun özel tezgâhında dokunup bez haline getirilir. Oluşturulan bu beze “feretiko”  denir. Kumaş, kalitesi, sağlıklı olması ve zarafetiyle gerek giyim alanında, gerekse üzerine işleme yapılmak suretiyle kullanıla gelmektedir.

Geleneksel Rize el dokumacılığının temelini teşkil eden feretikonun yöreye hakim olmuş olan İskitler (M.Ö.VIII.yy-M.Ö.IV.yy) tarafından Rize yöresi insanına kazandırıldığı düşünülmektedir. Nitekim İskitlerin yaşam tarzını anlatan Heredot'un kitabında İskitlerden bahsederken bu milletin kendirle alâkaları anlatılmıştır. Rize bölgesinde halen kalıntıları bulunan İskitlerin kendir dokumacılığını bölge insanına miras bırakması durumu önemli bir ihtimaldir. Erkeği gurbette bulunan kadın, tarlasından ihtiyacına göre elde ettiği kendir elyafından, kışın boş  ve uzun günleri içinde, ancak 3 kg kadar ipliği tükürükle bükebilirdi. 200 ton portesinde olan dokumadan halkın ihtiyacı dışında kalanı Arap memleketlerine, sıcak iklimli  diyarlara ihraç edilirdi.

İç çamaşır  dokumasına çok elverişli olan iplikten üretilen  bez ise pamukluya oranla dayanıklı, teri emme hassası yönünden ise çok sıhhidir. Çay üretimi  başlayalı, kadınlar iplik bükmeye vakit bulamadıklarından, 1960'larda üretim 15.000 tona düşmüştür. 2000'li yılların başındaysa  ekonomik sayılacak bir üretim yoktur. Feretiko bezi ketene göre çok ince, aynı zamanda dört kat daha dayanıklıdır. Zira pamuklu kumaşların 6 aylık ömürlerine karşın feretiko'nun ömrü iki yıldır. Feretiko geleneksel Türk el sanatlarından hesap işi, kanaviçe vs.de kullanılmak üzere bu sanatların uzmanları tarafından tavsiye edilen bir üründür. Bütün feretiko mamulü ürünlerin mutlaka ılık sabunlu suda yıkanması tavsiye edilir.

Rize Bezi’nin (Feretiko) Özellikleri

Piyasada Rize Bezi (Feretiko) ile alâkası olmayıp Rize Bezi adı ile satılan birçok şeklen benzer ürün bulunmaktadır. Öyle ki Rize Bezi adı ile satılan ürünlerin gerçek Rize bezlerinden kat kat daha fazla piyasada satıldığını söyleyebiliriz. Rize Bezi’ni benzer ürünlerden ayırmak için ürünü aşağıdaki özellikler ışığında incelemek ürünün Rize Bezi olup olmadığını anlamada size yardımcı olacaktır. Ama siz yine fırsat bulabilirseniz çoğunlukla yol üzerlerinde olan, dokuma tezgâhlarının yer aldığı devamlı üretimin yapıldığı atölyelerden alışveriş yapın deriz.

• Dokunduğunda bej rengindedir. Yıkandıkça beyazlanır.

• İpeksi görünüşte olmasına rağmen sert bir kumaştır.

• Feretiko bezi ketene nispeten ince ve dört kat daha sağlamdır.

• Feretiko bezinin ham maddesi olan kendir lifleri nedeniyle kokusu kurutulmuş ot gibidir. Bu koku bezin hiçbir kimyasal süreçten geçmediğinin kanıtıdır.

• Hiçbir kimyasal işleme tabi tutulmamıştır. Tamamen doğaldır.

• Feretiko’nun ham maddesi kendir lifi olması dolayısıyla üstünde hafif yünleşme olmaz.

• Kumaşta ara ara kendir lifinin özelliği dolayısı ile renk koyulaşmasına rastlanılabilir.

• Piyasada Feretiko adı ile satışa sunulan, ucuz malzeme ile üretilen kumaşların kalitesi tartışılır. Bu kumaşların özellikle giyimde kullanılması zor ve zahmetli olup bu kumaşlarda orijinal Feretiko sağlamlığı aramak yersizdir.

• Feretiko bezinden mamul desenli masa örtülerini benzer ve fabrikasyon ürünlerden ayırmak için yukarıdaki özelliklerin dışında, ürünün üzerinde ajur olup olmadığına ve desenlerin örümlü olup olmadığına bakmak gerekir. Ajurların ve örümlülerin fabrikasyon olması mümkün değildir.

• El dokuması Feretiko bezleri fabrikasyon ve benzer ürünlere göre daha sık dokunmuştur.

Neden Rize Bezi?

Şıklığı, ter emme özelliği, dokumasının ince ve yumuşak yapıda olması, doğal klima özelliği ile sağlık için son derece elverişli olması Rize Bezi’nin öne çıkan özellikleridir. Bu özelliklere sahip Rize Bezi yaygın bir kullanıma sahiptir. Sağlık için faydaları ön planda olan Rize Bezi, önceleri daha çok iç çamaşırı olarak kullanılmıştır. Bir rivayete göre imparatorluk döneminde bazı padişahların iç giysi olarak Rize Bezi kullandığı söylenir. Rize Bezi bunun yanında gömlek, zarif  elbise olarak da kendine pazar bulmuştur. Yaygın olarak evlerde süs örtüsü olarak kullanılmıştır. Genç kızların çeyizlerinde olmazsa olmazlardan olmuştur. Masa örtüsü, sehpa takımı, mutfak takımı v.b. şekillerde evlerde müstesna yerini bulmuştur.

Neler yapılıyor?

Rize Bezi bugün gerek Rize Valiliği gerekse özel sektörün desteğiyle hayat yolculuğuna devam ederken, ilk hedef olarak İyidere ilçesinde Rize Bezi üretimini artık Halk Eğitim kurslarından çıkarıp halkın geçim kaynağı yapma hedeflenmiştir. İlk aşamada 100 kişi /aile adedi konfeksiyonla geleneksel özelliklerini koruyup, el emeğini, göz nurunu, ilmik ilmik işleyip, kadınların ev ekonomisine katkı sağlayacak bir yapı oluşturması hedeflenmiş ve bu doğrultuda atölyeler üretime açılmıştır. Talebi fazla olan ürünün serbest piyasa şartlarında arzının artması gerekir. Gerek dünyanın her yerinde yaşayan Rizelilerin gerekse ülke içinde örgütlü olan Rizelilerin üretilecek bezlere pazar bulmasında sıkıntı yaşamayacağının garantileri olarak görünmesiyle birlikte, çay ve Rize Bezinin bir arada buluştukları, hediyelik çay paketi olarak dahi pazarlama teknikleri kullanılarak gerekse reklam ve marka olarak yapılacak girişimlerle pazarlamada sıkıntı yaşanmayacağı tahmin edilmektedir.

Şile Bezi

Şile’de yaklaşık bir asır önce ipekçilik, daha sonra da keten dokumacılığı yapıldığı bilinir. Ketenciliğin yorucu olması ve üretimin düşmesi ile 90’lu yıllardan itibaren pamuk ipliğinden dokumacılık başlamıştır.

 

Şile Bezi üretiminde atkı ve çözgü ham maddesi olarak 0 numara “kıvrak” ismi verilen bükümlü pamuk ipliği kullanılır. İplik, önceleri küp toplar halinde İngiltere’den gelirdi.1950’lerden sonra İstanbul ve İzmir’de üretilmeye başlandı. Genelde 20 m’lik toplar halinde piyasaya sunulan Şile Bezi’nin eni çoğunlukla 40 cm olabilmektedir. Üretim birkaç aşamayı kapsar.

 

Öncelikle çile halindeki iplikler “çiriş” adı verilen kaynamış suya un katımı ile elde edilen hamurda ıslatılır, güneşte kurumaya bırakılır. Kuruyan çileler çıkrıklarda masuralara sarılır ve dokuma evresine geçilir.

 

Dokunan bezler kireç kaymağına batırıldıktan sonra denizde yıkanıp kumlar üzerine serilerek kurutulur. Şile Bezi’ni benzer diğer bezlerden ayıran en önemli özelliği hem atkısının hem de çözgüsünün kıvrak iplikten yapılmış olması ile oluşan etamin gibi bürümcük dokusudur. En az bu dokusu kadar önemli bir etki de Karadeniz’in az tuzlu suyu ise Şile plaj kumlarının bu bezin yapısına doğal olarak girip işlemesidir. Şile Bezi’nin özgün rengi bej olmakla birlikte beyaz ve boyanan iplerin çeşitli renklerinden de olabilmektedir.

 

Şile Bezi el sanatları ise Şileli hanımların el emeği, göz nurunun, iğne iğne Şile Bezi’ne yansıtılmasıdır. Yoğun emektir, kültürdür, aile ekonomisine katkıdır, kısacası Şile kadınının çok şeyidir. Kasnağa gerilen Şile Bezi üzerine Şileli hanımların bildiği birçok Şile motifi floş iplikle iğne iğne, göz göz işlenir. Hiç şaşmadan, yanılmadan iplik renklerinin harika uyumu ile…

 

200’ün üzerinde Şile Bezi el sanatları motifi olduğu bilinir. Şileli hanımlar bunlar içinde beğenilen 55-60 motifi kullanılır. Motif isimleri de ilginçtir. “Çatlak kahve”, “hapishane penceresi”, “gelin tacı”, “aslan pençesi”, “Demokrat Parti”, “Halk Parti”, “akarsu”, “gelincik”, “manolya”, “yasemin”, Samatya”, “hanım düğmesi”, “Çın Çın Bağları”, “Şile Feneri”, “yıldız”, “gazi sofrası”, “eğrelti”, “kartopu”, “hanım yanağı”, “yeminli örnek”, “kareli”

 

Şile el sanatlarında bazı çeşitlerde kenarlar oya işlemesi ile süslenir. Şile Bezi’nden buluz, gecelik, gömlek, masa örtüsü, çay takımı, şalvar, nevresim ve pike takımları gibi yelpazede üretim yapılıyor. Şile Bezi’nin ünü yurt dışına taşmıştır. Bu önemli kültür değerimiz birçok ünlü şairin dizelerinde yer almaktadır.

 

 

Kaynaklar

http://www.sile.bel.tr

http://www.unutulmussanatlar.com

 
ISTANBUL
Reklam
 
 
 
 
 
 
Bugün 59 ziyaretçi (98 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=